MinervaPreloadv6

Yeşilova Çocuk Odaklı Destek Merkezi

Gül tedarik zincirinde çocuk koruma, kadın güçlenmesi ve topluluk dayanışmasını merkeze alan hak temelli bir müdahale modeli
İş Birliği:
WALA – Aydın Gülyağı
Dönem:
Nisan 2021 – devam ediyor
Yeşilova Çocuk Odaklı Destek Merkezi: Gül Tedarik Zincirinde Hak Temelli Bir Müdahale Model

Türkiye, dünyanın önde gelen gül yağı üreticilerinden biri olarak küresel kozmetik sektöründe stratejik bir konuma sahiptir. Ülkede üretilen gülün büyük bölümü, özellikle Avrupa Birliği merkezli kozmetik markalarına hammadde olarak ihraç edilmektedir. Isparta ve çevresindeki Burdur–Yeşilova hattı, bu üretimin odak noktası olup hem yerel istihdam hem de küresel tedarik zincirleri açısından önemli bir ekonomik değer yaratmaktadır.

Bu zincirin en temel halkasını oluşturan mevsimlik gezici tarım işçileri ise, yılda yaklaşık bir ay süren gül hasadı döneminde farklı illerden bölgeye gelerek çalışmaktadır. Bu işçilerin büyük kısmını, geçimlerini tarımsal üretimden sağlayan düşük gelirli aileler ile geçici koruma statüsündeki Suriyeli göçmen işçiler oluşturmaktadır.

Bu durum, Türkiye’den gül tedarik eden Avrupa Birliği merkezli şirketler açısından da insan hakları etkileri bakımından kritik bir alan oluşturmakta; İnsan Hakları ve Çevresel Durum Tespiti (Human Rights and Environmental Due Diligence HREDD) düzenlemeleri kapsamında tedarik zincirinde HREDD yükümlülüklerini doğrudan ilgilendirmektedir.

Gül hasadında gözlemlenen mevcut sorunlardan hareketle Minerva BHR, Almanya merkezli kozmetik markası WALA ve Isparta’daki tedarikçisi Aydın Gülyağı, 2021 yılından bu yana gül tedarik zincirindeki insan hakları risklerini ele almak üzere birlikte çalışmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak, gül hasadında insan hakları etki değerlendirmesi gerçekleştirilmiş ve pilot bir “Çocuk Dostu Alan” kurulmuştur. Bu ilk adım, izleyen dört yıl boyunca devam eden çalışmaların temelini oluşturmuş; süreç içinde gül tedarik zincirinde çocuk işçiliğinin önlenmesi, çocukların psiko-sosyal dayanıklılığının güçlendirilmesi ve ailelerin hak temelli farkındalığının artırılmasını hedefleyen “Çocuk Odaklı Destek Merkezi (ÇODM)” modelinin geliştirilmesi ve uygulanmasıyla derinleşmiştir.

Çocuk Odaklı Destek Merkezi Modeli ve Uygulama Alanı

Model, Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri (United Nations Guiding Principles on Business and Human Rights – UNGPs) ile HREDD düzenlemelerinde öngörülen “önleme ve telafi” (prevention & remediation) ilkelerinin tarım tedarik zincirine uygulanabilir bir örneğini sunmaktadır.

Minerva tarafından geliştirilen Çocuk Odaklı, Hak Temelli ve Psiko-sosyal Destek yaklaşımı üç temel eksen üzerine inşa edilmiştir:

  • Önleme: Çocukların çalışma alanlarından uzaklaştırılarak güvenli bir öğrenme ortamına erişimlerinin sağlanması.
  • Koruma: Psiko-sosyal destek, şiddetsiz iletişim ve güvenli alan uygulamaları yoluyla çocukların fiziksel ve duygusal bütünlüklerinin korunması.
  • Telafi: Çocukların eğitime yönlendirilmesi, ailelerle birebir rehberlik çalışmaları yapılması ve kamu kurumlarıyla kurulan koordinasyon aracılığıyla haklara erişim süreçlerinin desteklenmesi.

Bu kapsamda çalışmaların merkezinde, Burdur Yeşilova’daki gül hasadı döneminde kurulan ÇODM yer almaktadır. Merkez, çocuklara güvenli bir öğrenme ve oyun alanı sunarken; ailelerle ve yerel toplulukla sürdürülen sürekli iletişim sayesinde koruma, sağlık ve eğitim temelli yönlendirmeler yapılmasını mümkün kılmaktadır.

Saha uygulamasında, çocukların gelişimsel ihtiyaçlarına duyarlı tema bazlı bir öğrenme yaklaşımı benimsenmiştir. Haftalık olarak tasarlanan temalar, çocukların kendilik farkındalığını, sosyal-duygusal becerilerini ve çevreyle etkileşimlerini destekleyecek biçimde kurgulanmıştır. Her tema, önceki haftalarla bağlantılı biçimde ilerletilmiş; tüm etkinliklerde günün teması, öğrenme sürecinin temel ekseni olarak yapılandırılmıştır. Bu yaklaşım, çocukların öğrenme süreçlerini somuttan soyuta doğru genişletmelerini sağlamış; günlük rutinlere entegre edilen kazanımlar aracılığıyla olumlu davranış biçimlerinin pekiştirilmesine katkı sunmuştur.

2022 yılından bu yana Minerva ekibi, sahada ortalama 35 gün boyunca yürütülen çalışmalar kapsamında yılda ortalama 70’ten fazla çocuk ve 80’in üzerinde yetişkin ile doğrudan etkileşim kurmuş; 200’ün üzerinde atölye, grup etkinliği ve farkındalık oturumu gerçekleştirmiştir.

Elde Edilen Etkiler

ÇODM modeli, son dört yılda hem saha düzeyinde hem de kurumsal öğrenme açısından önemli sosyal etkiler yaratmıştır. Modelin sürekli uygulanması, topluluk içinde çocuk koruma kültürünün güçlenmesini, kadınların toplumsal görünürlüğünün artmasını ve ailelerin hak temelli farkındalık düzeyinin yükselmesini sağlamıştır:

  • Çocuklar: Güvenli öğrenme alanlarında düzenli etkinliklere katılan çocuklar, sosyal-duygusal becerilerini geliştirerek daha özgüvenli, paylaşımcı ve iş birliğine açık bir tutum kazanmıştır. Ailelerle yürütülen rehberlik görüşmeleri ve bilgilendirici oturumlar, çocukların eğitime devamını ve okul uyumunu güçlendirmiş; çocuk işçiliği riskini azaltmıştır.
  • Kadınlar: Kadınlara özel oturumlar ve karma grup çalışmaları, hem kadınların güçlenmesini hem de bakım sorumluluğunun topluluk içinde paylaşılmasını desteklemiştir. Kadınlar, sağlık, üreme sağlığı, öz bakım ve çocuk gelişimi konularında bilgi edinirken; ücretli veya gönüllü roller üstlenerek karar süreçlerine daha aktif biçimde katılmış ve toplumsal görünürlükleri artmıştır.
  • Topluluk: Kadın ve erkeklerin birlikte katıldığı oturumlar, şiddetsiz iletişim, dayanışma ve eşit sorumluluk kültürünü güçlendirmiştir. Bu etkileşimler, bakım yükünün ortaklaşması, topluluk içi güvenin artması ve birlikte yaşam pratiklerinin güçlenmesi yönünde kalıcı bir dönüşüm sağlamıştır.
  • STK işbirlikleri: Saha uygulamaları, yerel düzeydeki sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülmüştür. Bu iş birliği sayesinde farkındalık çalışmaları daha geniş kesimlere ulaşmış, yönlendirme mekanizmaları güçlenmiş ve topluluk temelli koruma kapasitesi artmıştır.
  • Erişim ve güven: Üç dilde erişilebilir hale getirilen şikâyet ve geri bildirim mekanizması, işçilerin ve ailelerin kendilerini ifade etme kanallarını genişletmiş; bu durum saha ekibi ve işverenler açısından hesap verebilirliği artırmıştır.
  • Kurumlar arası iş birliği: Kamu kurumlarıyla (Valilik, Kaymakamlık, İl/İlçe Millî Eğitim Müdürlükleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, Sosyal Hizmet Merkezleri ve Jandarma) kurulan düzenli koordinasyon, çocukların ve ailelerin eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere erişimini kolaylaştırmış; yerel düzeyde koruma mekanizmaları arasındaki bağlantıyı güçlendirmiştir.

ÇODM deneyimi, hem özel sektör hem kamu hem de sivil toplumun ortak sorumluluğuna dayanan bir sistem anlayışını sahada somutlaştırmakta; HREDD çerçevesinde “önleme” ve “telafi” ilkelerini tarım tedarik zincirlerinde uygulanabilir hale getirmektedir. Bu yönüyle Yeşilova deneyimi, gül hasadı dışındaki tarımsal üretim bölgelerinde de uyarlanabilir ve tekrarlanabilir bir iyi uygulama modeli olarak öne çıkmaktadır.

Benzer Yazılar